Annelİk…

Merhaba güzel Anne, sayfama hoşgeldin

Burda okuyacakların sana herkezin dilinde olan anneliğin zorluklarından ve meşakkatlarından değilde, aslında anneliğin gayet güzel ve keyifli bir süreç olabileceğinden bahsetmek istiyorum.

Annelik dünyanın en güzel duygularından biridir.

Aynı zamanda da çok kutsal bir görevdir.

Elbette her görevin kendine göre güzellikleri, kolay yönleri olduğu gibi zorlukları ve meşakkatleri de vardır.

Annelikte öyledir…

Size verilen bir cana emenetcilik yapmak, onu en güzel şekilde eğitip hayata hazırlamak elbette kolay bir iş değildir.

Çocuk eğitimi çiddi bir iştir. Büyük sorumluluk, gayret ve fedakarlık ister.

O nedenle de herbirimiz annelik yolculuğumuzda zaman zaman sıkıntılar çekiyor, yoruluyor ve bazende kendimizi çaresiz hissediyoruz. Dönem dönem böyle durumlar yaşamamız ve böyle hissetmemiz gayet doğal bir durumdur.

Bende 3 tane evladın emanetcisiyim.

Benimde yıllar önce Annelik yolculuğum başladığında baya bir zorlanmıştım. Nasıl yapmalıyım? çocuklarıma nasıl davranmalıyım? nasıl bir eğitim vermeliyim? doğru yöntem hangisidir gibi bir sürü soruların içinde bulmuştum kendimi.

Çocuk eğitimi hakkında Kitaplar okumuş ve bir sürü bilgiler edinmiştim.

Ama yıllar içersinde şunu anladım ki zahmetsiz rahmet olmuyor ve annelik maalesef kitaplardan öğrenilmiyor. Evet bir sürü değerli ve faydalı bilgiler ediniyoruz kitaplardan ama asıl tecrübeyi yani anneliği acısıyla tatlısıyla yaşayarak öğreniyor insan.

Annelik dünyanın en güzel duygularından birtanesi olsa da aynı zamanda da en büyük sorumluluklarından birtanesidir.

Herbirimiz çocuklarımızla zaman zaman zorluklar, sıkıntılar ve problemler yaşıyoruz ve bu olması gerekendir.

Her bir anne bu süreclerden ve bu dönemlerden geçmiştir.

Ama önemli olan o zorlukların, sıkıntıların içinde sıkışıp kalmamaktır. Kendimizi kötü, yetersiz veya başarısız hissetiğimizde o duygu durumundan tekrar çıkabilmek olmalıdır.

Çünkü genelde Annelerimiz çocuklarına yeterince ilgilenmediğinde, yetemediğinde, yetişemediğinde, söz dinletemediğinde kendilerini suçlu, yetersiz ve kötü hissediyorlar sonrada bu duygu durumuyla annelik yapmaya çalışıyorlar. Bu ruh haliyle annelik yaptıklarında da hem kendilerine hemde çocuklarına ne yazık ki iyi gelmiyorlar.

Zira bir insanın içinde çözemediği, halledemediği olaylar veya yaşanmışlıklar varsa ve sürekli bu duyguları ört bas ediyorsa, bu bastırılan duygular her yeni bir olayda yeniden tetiklenecektir.

Bizler bunun farkında olmadıkca, içimizdeki sürekli tetiklenen bu duygulardan özgürleşmedikce de kendimizi hep bu kısırdöngünün içinde bulacağız ve git gide mutsuzlaşacağız. Böyle oluncada hem annelikten keyif alamayacağız hemde çocuklarımızın çoğu davranışlarına da tahamülsüzleşeceğiz.

Yaptıkları her bir davranışı belki mercek altından izleyecek ve ona göre tepkiler vereceğiz. Kızacağız, bağıracağız, cezalar vereceğiz hatta belkide caresizlikten vuracağız. Sonrada çocuğumuza kızdık, bağırdık veya ceza verdik diye kendimizi kötü hissedeceğiz.

Ve ben hiç bir anne tanımıyorum ki çocuğuna bağırıp cağırdıktan sonra o gece vicdan azabı cekmeden gidip uyuyabilsin.

Annelik işte böyle birşey…

Bende yıllar önce bu durumun içindeyken, artık birşeyleri değiştirmenin vakti geldiğini farkettmiştim.

Zira bir anne çocuğu ile uyum içinde değilse, çocuğu ile sürekli didişiyor ve proplemler yaşıyor ise o anne zamanla maalesef mutsuzlaşıyor ve bu mutsuzluk hallerini hem cevresine hemde çocuklarına yansıtıyor.

Böylelikle de çocuğunu istemeden üzebiliyor.

Hepimiz biliyoruz ki, bir anne çocuğuna kızıyor, bağırıyor veya ceza veriyorsa aslında caresizliğinden veya başka bir yöntem bilmediğinden böyle davranıyordur. Çünkü hiç bir anne çocuğunu bilincli bir şekilde üzmek, incitmek ve kırmak istemez.

Ama gel gör ki, bir daha yapmayacağım, çocuğuma bağırmayacağım, ceza vermeyeceğim diye kararlar alsada güzel annelerimiz, küçük bir sorun yaşadığında, veya işin içinden çıkamadığı bir durumla karşılaştığında kendini yine çocuğuna bağırıp çağırırken buluyor.

Bende tamda bunun farkındalığına uyandığımda, annelerin aslında çaresizlikten böyle davrandıklarını anladığımda artık harekete geçmem gerektiğini anladım…

Ve o günden sonra da çocuk eğitimi üzerine daha çok yoğunlaştım. Çocuk nimetini daha da iyi anlamaya çalıştım. Çocuk eğitimi hakkında eğitimler, seminerler aldım, söyleşilere katıldım.

9 ay gibi bir süreliğine türkiyede yaşamıştık ailece, o dönemlerde de Türkiyede çok sevdiğim ve taktir ettiğim kıymetlı yazar Hatice Kübra Tongarın eğitimlerinden istifade ettim.

Aynı zamanda kendimde uzun zamandır Kuran üzerine çalışıyordum. Hayat kitabımız olan kuranı daha iyi anlaya bilmek ve hayatıma daha güzel entegre edebilmek için çok araştırıyordum.

O dönemlerde anneliğime ışık tutan, bana rehberlik yapan yine yüce Kuranımız oldu ve bu vesileyle de benim ilk göz ağrım olan Kuran ışında ebeveyn olmak kitabım çıktı. 2 seneye yakın sürdü bu kitabın bitmesi sonunda çok şükür okurlarıyla buluştu.

Sonrada seminerlerim ve eğitimlerim başladı çocuk eğitimi ve huzurlu aile olabilme üzerine. Bir çok şehirde bugüne dek seminerler ve eğitimler verdim. Ebeveynlerimizi bu konularda bilinçlendirmek için.

Çünkü ebeveynlik öyle kutsal bir mevki ki, öyle büyük bir sorumluluk ki, bir canı hayata hazırlıyorsunuz, onun kişilik ve karakter oluşumunda en büyük etkensiniz. Ve bunu artık araştırmalarda kanıtlıyor. Çocuk eğitiminde Anne babanın 95% sosyal cevre 5% payı olduğunu söylüyor. Yani anne babalar çocuğun ilk mektepleridir.

O nedenle bizlerinde bu kutsal rolü yani anneliği en güzel şekilde içraat edebilmek içinde çocuk eğitimi ve terbiyesi hakkında yeterince hem bilgi sahibi olmamız hemde aynı zamanda da bilinçli olmamız gerekiyor.

Çocuklarımızın huyunu, mizacını, karakterist özeliklerini…

çocuklarımızın dünyasını…

çocukların yaşına göre gelişimlerini…

çocuğun piskolojisini…

neyi neden yaptıklarını ve tabi ki daha çok şeyleri hakkında bilgi sahibi olmamız çok önemlidir. Ancak o vakit çocuğumuzu da daha iyi anlaya bilir ve böylelikle çocuğumuzun yaptığı davranışının da adını koyabiliriz. Çocuğumuz hoşumuza gitmeyen veya uygun olmayan bir davranışta bulunduğunda, söz dinlemediğinde veya tepkisel davrandığında da artık o davranışı neden yaptığını anlaya biliriz. Böylelikle de çocuğumuza kızıp bağırmak yerine onu doğru davranışa yönlendirebiliriz.

O nedenle de çocuklarımızı çok iyi tanımamız gerekir.

Çünkü çocukların dünyası biz yetişkinlerden çok farklıdır.

Çocuklar doğruyu yanlışı zamanla deneyimleyerek öğrenirler.

Bazı becerileri de zamanla gelişir. Eğer bunların bile farkına varabilirsek o zaman evlatlarımızla da olan ilişkilerimiz çok daha iyi bir seviyeye ulaşır.

Işte o vakit annelik süreciniz de daha keyifli bir hale gelir. Çocuğunuzla aranızda ki bağınızda git gide güçlenir.

Bende tamda bunları anlatmak için bu eğitim seminerlerini veriyorum.

Anlayarak severek eğitiyoruz eğitimi benim uzun zamandır üzerinde calıştığım bir eğitimdir. Hem kendi mesleki bilgilerimle, hem kendi annelik tecrübelerimle, hem modern psikolojiyle, aynı zamanda da kuranın rehberliğiyle harmanlanmış büyük kapsamlı bir eğitimdir.

Bu eğitimin asıl hedefi hem kendimizi yani anneliğimizin farkına varabilmek hemde çocuklarımız daha iyi anlayarak onlarla olan ilişkimizi en güzel seviyeye getirebilmektir.

Sizlerde eğer bu niyette iseniz o zaman Anlayarak severek eğitiyoruz online eğitimi içerikliği yazan bölümünü okuyarak bu eğitim hakkında yeterince bilgi edinebilirsiniz.

Çünkü her bir çocuk sevgi dolu bir eğitimi hak eder.

Uslu Beratung hakkında detaylı bilgi almak için lütfen bizimle iletişime geçiniz.